Nisan ayında rüzgarlı günler gündeminde yüzmek girdi yaşantımıza. Savrulan toz-toprak da işin tuzu biberi…
Eskiler genelde, “Nisan lâle ayıdır”, derlerdi. O zaman için bu saptama doğru olabilirdi bu söylem. Ama artık başka şarkılar söylemeye başladı iktidarda ki iklimler, muhalefetteki gazeller.
On günlük bayram tatilinde dolu oranı fazla olan tatil beldelerinden bayram sonu dönüşleri başlar. Bayramın son Cuma günü için bir karışıklık yaşanda. Kimileri o gün izinli sayılırken, kimileri de işbaşı yaptılar.
Tatil sonu göçü başlayınca  duvarlar da başlar.”Trafik Canavarı” denen ucube  oturumu açar. Canından olanlar, sakat kalanlar, ve ortopedik aletlerde artan satışlar…
Burada konuyu değiştireyim biraz. Çünkü trafik canavarı bu yıl da hayli kabarık sayılarla karşımızda.
Ertuğrul Taylan’ı önder okurları tanır. Aynı gazetede köşe komşum. Son şiir kitabımı “Az Bulutlu Kuşlar” ona da göndermiştim. Çok mutlu olmuş ki beni hemen telefonla arayarak kutladı Beni de mutlu etti böylece.
Meğer Ertuğrul Bey Ankara’da oturuyormuş. Ben Keşan’da oturduğunu sanıyordum. Bilmiyordum, bayağı yapıtı varmış.
Kısaca iletişim eksikliği bilgi edinmeyi de olumsuz yönde etkileyebiliyormuş. Onu da benim gibi öğretmen sanıyordum . Meğer siyasal bitirip kaymakamlık, genel müdür yardımcılığı, vali yardımcılığı gibi görevlerde bulunmuş.
Bu bilgilere, gönderme inceliğinde bulunduğu DUVARARDI yapıtından edindim. Kitap, çocukluk ve gençlik anılarını içermekte.
Kitabı okuyunca daha ayrıntılı bilgiler edineceğimi umuyorum.
Bu arada şu notu da eklemem gerekiyor. Bu kitabım yeni. Tanıdıklara birer ikişer gönderiyorum. Göndermediklerim de sırada. Ama yine de unuttuklarım olabilir. E-Mail atarlarsa onlara da gider.
Bu da bir başka rüzgar. Sanırım “Ankara Rüzgarı” olmalı…
Başka rüzgarlarda var elbet. Ama bu günlük onlara girmeyi düşünmüyorum
Böyle rüzgarlı günler, güncel yaşamı da allak bullak ediyor.şaşkına çeviriyor insanları hele lodossa balıksınız demektir. Can alanları bile var ve zaman zaman kırıp geçirmekte.Bu rüzgarlar yüzünden denizkolikler  beklemedeler.
Ee… boşuna mı “Her şey zamanında güzel” diye. Zamansız ve zorla üretilen domates, biber, patlıcanın bile en azından tadı-tuzu yok ve zakkumlayıcı.
Organik üretime dönüşe geçmenin zamanı.Besin değeri sıfır olan organik dışı üretimin paraya dönük yüzünde zehir var, zehir..
Rüzgarı, rüzgarları küstürmemek ve zararlıya dönüştürmemek adına organik üretime ve tüketime dönmenin zamanı sanıyorum.
KUMRULAR
İki aşık kumru
Elektrik direğinin tepesinde yuva
Hodri meydan dokurlar
Yeşermemiş korkuya

İki dalgın aşık
İç içe içten içe dalında
Kumrular gibiler hep
Elektrik çarpsa bile
N.TEZCAN

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.